Andreessen Horowitz (a16z), Amerikan dinamizmi teziyle manşetlere çıkmış olsa da, bir ABD pasaportu zorunlu değil. Yapay zeka uygulamalarına odaklanan ve firmanın küresel yatırım stratejisinden sorumlu ortak Gabriel Vasquez'e göre, "Apps Fund One ve Two'daki yatırımlarımızın %44'ünde uluslararası bir kurucu bulunuyor." Vasquez, genel ortak Angela Strange ile birlikte, göçmen ve uluslararası girişimcileri desteklemeye yönelik bir girişim olan a16z'nin Sınır Tanımayan Kurucular ağına öncülük ediyor.
Girişimciler için yeni bir dönem
Bu yaklaşımın temelinde, büyük şirketlerin her yerden doğabileceği fikri yatıyor. Ancak günümüzde, yabancı girişimcilerin Amerikan rakiplerine göre bir avantaja sahip oldukları düşünülüyor. ABD her zaman yabancı girişimcileri çekmiş olsa da, yapay zekanın hakim olduğu mevcut döngüde, firmadan yapılan bir açıklamaya göre, köklerin eskisine göre daha faydalı olduğu kabul ediliyor. Strange ve Vasquez'in TechCrunch'ın erken erişim sağladığı bir gönderide belirttiği gibi, "Şimdi bir ayağınız ev sahibi ülkenizde, bir ayağınız Silikon Vadisi'nde olmanın bir avantajı var."
Küresel yatırım stratejisi değişiyor
Vasquez, bu avantajın a16z'yi uluslararası anlaşma akışını takip etmek için "bir milyondan fazla hava mili harcamaya" teşvik edecek kadar önemli hale geldiğini TechCrunch'a özel olarak anlattı. Girişimlerin tamamının ABD'ye taşınması beklentisi artık geçerli değil. Bu beklenti, özellikle ABD dışındaki firmaların satın alma modellerinde belirgin bir değişim görülen kurumsal girişimler için yeni bir durum değil. Vasquez, eski örüntüyü, "ABD dışındaki ülkelerden gelen alıcılar hızla hareket etmiyordu ve ödeme istekleri çok düşüktü" şeklinde tanımlıyor. Ancak bu durumun "son üç ila beş yılda" dramatik bir şekilde değiştiğini, startup'ların artık dünya çapında büyük şirketleri müşteri olarak güvence altına alabildiğini, hatta daha az gelişmiş pazarlarda bile bunun mümkün olduğunu belirtiyor. A16z, uluslararası tohum aşamasındaki startup'ların Fortune 500 şirketleriyle çalıştığını duyduğunda, bunun bir istisna olabileceğini düşünmüş, ancak bunun açıkça bir eğilim olduğu anlaşılmış.

