Lübnan Cumhurbaşkanı Michel Avn, İsrail ile devam eden müzakere sürecine dikkat çekerek, bu yoldan geri dönüşün mümkün olmadığını ve başka bir alternatifin bulunmadığını net bir dille ifade etti. Avn, "Bu süreç tüm Lübnanlıların yararınadır ve hiçbir kesimi hedef almamaktadır," diyerek, yaşanan sıkıntıların istisnasız herkesi etkilediğini ve Lübnan halkının artık savaşların yıkıcı sonuçlarından yorulduğunu belirtti. Cumhurbaşkanlığı'ndan yapılan açıklamaya göre, Beyrut'taki Baabda Sarayı'nda bir grup milletvekilini kabul eden Avn, ülkenin içinde bulunduğu kritik dönemi vurgulayarak, ulusal kararlılık ve birliktelikle tüm zorlukların üstesinden gelinebileceğine inancını dile getirdi.
ABD ARACILIĞIYLA HIZLANAN GÖRÜŞMELER
Avn, Washington'da yakın zamanda doğrudan müzakerelere zemin hazırlayacak üçüncü hazırlık toplantısının beklendiğini aktardı. ABD Başkanı Donald Trump'ın kişisel ilgisi sayesinde yürütülen bu sürecin, Lübnan için önemli bir kazanım niteliği taşıdığını belirten Cumhurbaşkanı, "Bu, Lübnan açısından değerlendirilmesi gereken büyük bir fırsattır," dedi. ABD'nin çabalarına paralel olarak müzakerelerin hızlandırılmasına hazır olduklarını yineleyen Avn, temel hedeflerin İsrail'in işgal ettiği Lübnan topraklarından çekilmesi ve esirlerin geri getirilmesi olduğunu vurguladı. Bunların, Lübnan'ın uzun süredir talep ettiği temel haklar olduğunu altını çizdi.
İÇ VE DIŞ BASKILAR SÜRÜYOR
İsrail ve Lübnan arasında Washington'da büyükelçiler düzeyinde gerçekleştirilen ilk toplantı, 1993'ten bu yana en üst düzey doğrudan görüşme olarak kayıtlara geçmişti. ABD Başkanı Trump'ın da Beyaz Saray'da Avn ve İsrail Başbakanı Netanyahu'yu ağırlama isteğini dile getirmesiyle süreç daha da ivme kazandı. Ancak Lübnan iç siyasetinde bu doğrudan müzakere konusu en çok tartışılan başlıkların başında geliyor. Cumhurbaşkanı Avn ve Başbakan Nevvaf Selam süreci "kanın durdurulması ve kalıcı çözüm" için zorunlu görürken, Hizbullah ve destekçileri ise bu adımları "teslimiyet" olarak nitelendirerek sürece karşı çıkıyor. Bu durum, ülkedeki siyasi kutuplaşmayı daha da derinleştiriyor.

