Belçika'nın başkenti Brüksel'de düzenlenen Küresel Sumud Parlamenterler Kongresi, dünya genelinden milletvekilleri, uluslararası kuruluş temsilcileri ve Birleşmiş Milletler raportörlerini bir araya getirdi.
İNSANİ KRİZ VE ULUSLARARASI HUKUK
Kongrede, 'Gazze'yi daha geniş Filistin bağlamına yerleştirmek: İnsani ihtiyaçlar, hizmet çöküşü ve yapısal sınırlamalar' başlıklı panelde, Filistin'deki insani kriz ve bunun uluslararası hukuki yansımaları üzerinde duruldu. Panelde konuşan hukukçu Diana Buttu, Filistin'de yaşananların sistematik bir insanlıkdışılaştırma sürecinin sonucu olduğunu vurguladı. Uluslararası toplumun, uzun yıllardır süren ihlallere karşı 'bilinçli bir cehalet' sergilediğini ifade eden Buttu, Sumud girişiminin 'sevgi ve dayanışma temelli bir direniş' olduğunu belirtti.
POLİTİK HAREKETLİLİK ZAMANI
BM Gıda Hakkı Özel Raportörü Michael Fakhri, İsrail'in Gazze'de 2,3 milyon insanı açlığa mahkum ettiğini belirtirken, Batı Şeria ve Doğu Kudüs'teki yıkımın da sürdüğünü söyledi. Fakhri, İsrail ile yapılan ortaklıkların askıya alınmasının kritik önem taşıdığını vurgulayarak, 'Artık siyasi anlamda harekete geçme zamanı' dedi. BM Kalkınma Hakkı Özel Raportörü Surya Deva ise işgalin yalnızca insani değil, yapısal bir sorun olduğunu belirterek, uluslararası sistemdeki ayrımcı yaklaşımın sorgulanması gerektiğine dikkat çekti. Kongrede, Türkiye'nin 2025 Sumud Filosu kapsamında 35 İsrailli yetkili hakkında başlattığı yargı süreci de gündeme geldi. Küresel Sumud Filosu Yürütme Kurulu Üyesi Patrick Bosch, Türkiye'nin bu adımını 'önemli ve cesur bir girişim' olarak nitelendirerek, açılan davaların Gazze meselesine duyarlı ülkeler için örnek teşkil etmesi gerektiğini belirtti. Bosch, adaletin yalnızca bir yargı alanına bırakılmaması gerektiğini ve bu meselenin küresel bir sorumluluk haline gelmesi gerektiğini vurguladı.

