İran krizi: ABD ve İsrail arasında nükleer program gerilimi ve deniz ablukası

Orta Doğu'daki tansiyonun yükseldiği bir dönemde, İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar'ın basına sızan kapalı kapılar ardındaki açıklamaları, ABD ile İsrail arasında İran'a yönelik olası saldırılar konusunda derin görüş ayrılıklarını ortaya koydu. Saar'ın, ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin İran'a yönelik yeni saldırılar konusunda İsrail ile aynı fikirde olmadığını itiraf ettiği iddiaları, bölgedeki diplomatik çatırtıları gözler önüne serdi.

İRAN'A YÖNELİK SALDIRILARDA GÖRÜŞ AYRILIĞI

Yedioth Ahronoth gazetesinin ulaştığı kayıtlara göre, Saar, ABD'li destekçileriyle yaptığı bir toplantıda, Trump yönetiminin İran'ın nükleer programına karşı daha sert bir tutum sergilenmesi gerektiği konusunda İsrail ile mutabık kalamadığını belirtti. Saar, Haziran 2025'teki 12 Günlük Savaş'ın ardından İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerine yeniden başlamadığına dair ABD Başkanı Trump ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun açıklamalarının aksine, İran'a nükleer programını yer altına taşıma niyetinden dolayı saldırdıklarını savundu. Saar, İsrail'in asıl hedefinin İran yönetimini devirmek olmadığını, bu durumun İran halkının elinde olduğunu da sözlerine ekledi. ABD Başkanı Trump ile yeni saldırılar konusunda anlaşmazlıklar olsa da, Saar, 'büyük resimde' aynı görüşte olduklarını iddia etti.

ABD'DEN İRAN BAĞLANTILI GEMİYE BASKIN VE ABULKA SÜRECİ

Bu diplomatik gerilim sürerken, ABD ordusu da bölgede dikkat çekici bir hamlede bulundu. ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), Arap Denizi'nde İran ile bağlantılı olduğundan şüphelenilen M/V Blue Star III adlı ticari bir gemiye baskın düzenledi. ABD Deniz Piyadeleri tarafından gerçekleştirilen operasyonda gemi arandı ve İran limanlarına yönelik uygulanan ablukanın ihlal edilmediği teyit edildikten sonra serbest bırakıldı. CENTCOM, Orta Doğu genelinde faaliyet göstermeye ve ablukayı uygulamaya devam ettiklerini, şu ana kadar 39 geminin rotasının değiştirildiğini bildirdi. ABD Başkanı Trump'ın da İran limanlarına giden ve çıkan nakliyatı engelleyerek ülkenin ekonomisini ve petrol ihracatını baskı altında tutma kararı aldığı ve bombardımanı yeniden başlatma ya da çatışmadan çekilme seçeneklerini ablukayı sürdürmekten daha riskli bulduğu belirtildi. Körfez ülkeleri de güvenlik önlemlerini artırarak askeri entegrasyonu güçlendirme ve erken uyarı sistemlerini geliştirme kararı aldı. Bu gelişmeler, Hürmüz Boğazı'nın deniz trafiğine kapanmasıyla birlikte uluslararası piyasalarda ciddi yankı uyandırırken, BM küresel bir gıda krizi uyarısında bulundu. Diplomatik çabalar ise ateşkes anlaşmasına rağmen sonuçsuz kalmaya devam ediyor.

Sitemizin daha işlevsel hale getirilmesi için yasal mevzuata uygun çerezler kullanılır. Fikrini Söyle’yi kullanarak bu çerezleri kabul etmiş olursunuz. Çerez kullanımına ilişkin detaylı bilgilere çerez politikamız'dan ulaşabilirsiniz.