ABD'nin Grönland'a yönelik hamleleri, adanın kendi halkının onurunu ve özerkliğini hiçe sayan bir tavır olarak değerlendiriliyor. ABD Temsilcisi Dan Crenshaw'ın Grönland ziyaretinde, beraberinde getirdiği doktor Joseph Griffin'in "sağlık ihtiyaçlarını değerlendirme" bahanesiyle adaya gönderilmesi, Grönland Sağlık Bakanı Anna Wangenheim'dan sert tepkiyle karşılandı. Wangenheim, bu durumu Grönland halkının geçmişte sağlık adı altında maruz kaldığı istismarları hatırlatarak, sağlık alanının jeopolitik bir araç olarak kullanılmasını şiddetle kınadı.
GRÖNLAND HALKI DENETLENMEYECEK
Wangenheim, Grönland'ın coğrafi konumu, sağlık personeli eksikliği ve demografik zorluklar nedeniyle hassas bir bölge olduğunu vurgularken, ABD'nin Grönland'ı kendi topraklarına katma yönündeki siyasi emellerine dikkat çekti. Bakan, "Grönlandlılar bir jeopolitik projenin denekleri değildir. Sağlık sistemimiz ancak karşılıklı saygıya dayalı bir işbirliği ve Grönland'ın kendi özgür iradesiyle geliştirilebilir," diyerek ABD'ye net bir mesaj verdi.
BAŞBAKAN'DAN AÇIKÇA TEPKİ: KADERİMİZ TARTIŞMAYA KAPALI
Grönland Başbakanı Jens Frederik Nielsen de ABD Temsilcisi Crenshaw ve ABD'nin Kopenhag Büyükelçisi Kenneth Howery ile yaptığı görüşmelerin ardından doktor Griffin'in girişimini eleştirdi. Nielsen, Grönland'ın sağlık koşulları hakkında bilgi almak isteyenlerin "doğru diplomatik kanallar üzerinden" hareket etmesi gerektiğini belirtti. Başbakan, ABD ile diyaloğa açık olduklarını ancak "Grönland halkının satılık olmadığını ve kendi kaderini tayin hakkının tartışmaya kapalı olduğunu" kesin bir dille ifade etti. Bu durum, Donald Trump'ın Grönland'ı ABD'ye bağlama konusundaki ısrarının yarattığı rahatsızlığı daha da derinleştirdi. Hatta bu gelişmeler, Danimarka'nın 1960'lar ve 70'lerde Grönlandlı kadınlara uyguladığı zorunlu doğum kontrolü politikası gibi karanlık geçmişi yeniden gündeme taşıdı.

