Avrupa'da, özellikle Almanya'da uzman doktor randevusu almak, adeta bir sabır ve umut yolculuğuna dönüşmüş durumda. Göz, kalp veya nöroloji gibi alanlarda randevu süreleri 4 ila 6 ayı bulabiliyor. Bu durum, hastaları büyük bir belirsizlik ve endişe içine sürüklüyor. Yazar Ahmet Bey, yaşadığı deneyimleri ve çevresindeki insanların tecrübelerini aktararak, bu sistemin bireylerin sağlığı açısından ne denli riskli olabildiğini çarpıcı bir dille ortaya koyuyor.
ALMAN SAĞLIK SİSTEMİNİN GÖRÜNMEYEN YÜZÜ
Ahmet Bey, Almanya'da son 6 yılda 70'e yakın tanıdığını kaybettiğini belirterek, Alman sağlık sistemine olan güvenini yitirdiğini ifade ediyor. Özellikle kulak, boyun ve yüz ağrıları nedeniyle defalarca doktora gitmesine rağmen, 'hastada sendrom var' gibi muğlak teşhislerle karşılaştığını anlatıyor. Bir dişçi tarafından yüzündeki sinüzitin fark edilmesiyle durumun vahametini anladığını dile getiriyor. Almanya'daki ev doktorlarının iyi donanıma sahip olmasına rağmen, sigorta şirketlerinin baskısı ve maliyet kaygıları nedeniyle bu cihazları sınırlı kullandıklarını vurguluyor.
TÜRKİYE'DE HIZLI TEŞHİS, ALMANYA'DA BEKLEYİŞ
Ahmet Bey'in yaşadığı bir örnekte, kalp doktoru randevusu için 5 gün beklediğini ve bu sürede 'acil' durumunun ne kadar göreceli olduğunu sorguladığını belirtiyor. Türkiye'ye gelerek Haydarpaşa Siyami Ersek Kalp Hastanesi'ne başvurduğunda, TC kimlik numarası ile kaydının yapıldığını ve 10 dakika içinde uzman kalp doktorunun karşısında olduğunu anlatıyor. Yapılan tahliller sonucunda yakın gelecekte kalp sorunu yaşamayacağının bildirildiğini ekliyor. Daha sonra yaşadığı bir başka tecrübede, boyun damarlarındaki daralma teşhisi için Türkiye'de 4 günde beş doktor muayenesi, iki kan tahlili, iki tomografi, bir sonografi ve bir sanal beyin anjiyosu ile sonuca ulaştığını ve bunun için sadece 140 Euro ödediğini vurguluyor. Almanya'da ise benzer bir süreç için 10 ay bekleneceğini ve bu durumun gurbette yaşayanların en büyük korkusu haline geldiğini dile getiriyor.

