Yıl sonu alışveriş sezonu, modern ticaretin en yoğun dönemlerinden biri olmasına rağmen, geleneksel anlayışları değiştirmeye devam ediyor. AppsFlyer Direktörü Ece İnanç Stepien, bu dönemin artık yıl boyunca süren bir etkinlik haline geldiğini ve müşteri yolculuklarının yapay zekayla daha karmaşıklaştığını ifade etti. Aynı zamanda markaların, düşük maliyetli müşteri kazanımı için özellikle '5. çeyrek' olarak bilinen döneme odaklanması gerektiğini vurguladı.
Yıl içindeki kampanya etkinlikleri arttı
Geçmişte yıl sonu alışverişi, belirli tatil dönemleriyle sınırlıyken, şimdi yıl boyunca süren kampanyalar ön plana çıkıyor. Prime Day gibi etkinlikler ve diğer perakendecilerin düzenlediği fırsatlar, yılın farklı dönemlerinde önemli alışveriş olanakları sunuyor. Bu durum, geleneksel dördüncü çeyrek sezonunun daha erken başlamasına yol açıyor. AppsFlyer verilerine göre, Kara Cuma ve Siber Pazartesi gibi günlerde reklam harcamalarındaki artış, yeni uygulama indirme oranlarının çok üzerinde. Türkiye'deki e-ticaret verileri de benzer bir durumu gösteriyor; artan harcamalar, daha çok mevcut talebi karşılamaya yönelik. Özellikle büyük fırsatların, yoğun dönemin ardından gelen ve yeni müşteri edinim maliyetlerinin düştüğü '5. çeyrek'te bulunduğu belirtiliyor. Bu süreçte aralık sonundan ocak sonuna kadar müşteri edinim maliyetleri azalırken, elde edilen gelir ve uygulama kullanım oranları yüksek kalıyor.
Alışveriş yolculuğu artık çok kanallı
Yıl sonu alışveriş dönemindeki bir diğer önemli değişiklik, müşterilerin satın alma kararlarına giden yolculuklarının daha fazla platforma yayılmasıdır. Arama motorları, sosyal medya, pazaryerleri ve markaların kendi web siteleri gibi birçok mecra, ürün keşfetme aşamasında kritik bir rol oynamaya başladı. Tüketiciler, yapay zeka araçlarından öneriler alıyor, sosyal medyada ürün tanıtımlarını takip ediyor ve çevrimiçi pazaryerlerinde yorumları inceleyerek alışverişlerini markaların kendi sitelerinden veya uygulamalarından gerçekleştiriyor. Bu durum, müşteri yolculuğunu daha karmaşık hale getirirken, markaların görünürlüğünü de sınırlıyor. Özellikle kapalı ekosistemler, markaların müşteri yolculuğunu tam anlamıyla takip etmesini zorlaştırıyor. Bu karmaşık ortamda, çok kanallı bağımsız ölçümleme ve bütünsel bir müşteri yolculuğu anlayışı giderek daha fazla önem kazanıyor. Markaların müşteriyi elde tutma stratejileri geliştirmesi ve uzun vadeli ilişkiler kurması, bu yeni dönemde temel gereksinimlerden biri haline geliyor. Mobil cihazlar, bu doğrudan ilişkiyi kurmada kritik bir rol oynarken, uygulamalar markaların kalıcı bağlar kurmasına olanak tanıyor.
