Çin Ulusal Halk Kongresi'nin kabul ettiği yeni yasa, etnik azınlıkların Çin ulusal kimliğiyle bütünleşmesini zorunlu kılıyor. Bu adım, özellikle Uygur Türkleri başta olmak üzere birçok azınlık grubunun kültürel ve dini kimlikleri üzerinde ciddi riskler barındırıyor.
ASİMİLASYON POLİTİKALARI YASAL KORUMA ALTINDA
Çin'de yürürlüğe giren "Etnik Birliği ve İlerlemeyi Teşvik Yasası", azınlık topluluklarının devlet politikalarıyla sıkı denetime tabi tutulmasını hedefliyor. Eğitimde Mandarin dili zorunluluğu ve ulusal sembollerin ön plana çıkarılması gibi maddeler, azınlıkların kendi kimliklerini koruma çabalarını zorlaştırıyor. Yasa, etnik konularla bağlantılı 'büyük risklerin' önlenmesi ve çözülmesi adına güvence sağlayacağı iddiasıyla sunuluyor.
ULUSAL KİMLİK VURGUSU VE RİSKLER
Bu yeni düzenleme, Pekin yönetiminin son dönemde artırdığı "etnik birlik" vurgusunu yasal bir zemine oturtuyor. Tekil etnik ve dini kimlikler yerine Çin ulusal kimliğini öne çıkarma politikası, etnik gruplar üzerindeki devlet kontrolünü artırırken, 'dinin Çinlileştirilmesi' gibi tartışmalı uygulamaları da gündeme getiriyor. 7 bölüm ve 60 maddeden oluşan yasa, Temmuz ayında yürürlüğe girecek ve nüfusun çoğunluğunu oluşturan Han Çinlileri dışındaki 56 resmi etnik grubun geleceği hakkında soru işaretleri yaratıyor.

