ABD Başkanı Donald Trump, İran ile yürütülen müzakerelerin olumlu ilerlediğini belirtirken, "Eğer İran anlaşmanın gereklerini yerine getirmez ya da uygun davranmazsa, yapmam gerekeni yaparım" dedi.
İRAN'IN KAYIPLARI
Trump, Beyaz Saray'da Oval Ofis'te düzenlenen bir imza töreninde gazetecilerin sorularını yanıtlayarak, Tahran yönetiminin ciddi kayıplar yaşadığını öne sürdü. "Donanmaları gitti, hava kuvvetleri gitti, liderleri öldü, ekonomileri çöktü" diyerek İran'ın askeri kapasitesinin büyük ölçüde zayıfladığını savundu. Hürmüz Boğazı'nın açık tutulduğunu vurgulayan Trump, "İki önemli sonuç elde ettik. Birincisi Boğaz açık ve açık kalacak. İkincisi ise İran hiçbir zaman nükleer silaha sahip olmayacak" ifadelerini kullandı.
DENİZ ABUKASI ETKİLİ
ABD'nin bölgedeki askeri üstünlüğüne dikkat çeken Trump, "Hürmüz Boğazı üzerinde tam kontrole sahibiz. Eğer İran anlaşmanın gereklerini yerine getirmez ya da uygun davranmazsa, yapmam gerekeni yaparım" dedi. Ayrıca, İran'a yönelik deniz ablukasının hava saldırılarından daha etkili olduğunu düşündüğünü belirtti. Trump, gerektiğinde benzer bir uygulamanın kısa sürede yeniden hayata geçirilebileceğini ifade etti. "Bize saygı duydukları sürece sorun yaşamayacağız" diyen Trump, İran'ın ABD'ye saygı göstermemesi halinde durumun değişebileceğini kaydetti. Trump, NATO'nun İran konusundaki tutumuna da değinerek, "Bize 'Yardım etmek istemiyoruz' gibi aptalca bir şey söylediler. Biz de istersek onlara bunu söyleyebiliriz ve muhtemelen söyleyeceğiz" dedi. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun Lübnan ile ilgili açıklamalarına da değinen Trump, "Ben sorun çözen biriyim, sorunları çok hızlı çözerim" yanıtını verdi. Trump, Dışişleri Bakanı Marco Rubio'nun yürüttüğü diplomasiyi överek, yönetiminin bölgedeki sorunları çözebilecek kapasiteye sahip olduğunu aktardı. İsviçre'deki görüşmelerin 'başarılı' olduğunu belirten Trump, Yardımcısı JD Vance'in açıklamalarını da övdü. "Çok zeki bir adam, harika bir iş çıkardı" dedi. Demokrat Partili bazı siyasetçileri eleştirerek, Cumhuriyetçi yönetimin dış politika ve ulusal güvenlik konularında daha güçlü bir kadroya sahip olduğunu savundu.

