İsrail ve Amerika Birleşik Devletleri'nin, Mescid-i Aksa'nın mevcut yönetim yapısını tamamen ortadan kaldırmaya yönelik sinsi bir plan hazırladığı ortaya çıktı. Bu plan, Mescid-i Aksa'nın idaresinden sorumlu olan Ürdün destekli İslami Vakfın yetkilerini yok sayarak, yerine İsrail hükümetine bağlı yeni bir yapılanma kurulmasını öngörüyor. Kapalı kapılar ardında şekillenen bu skandal tasarı, Yahudilerin kutsal mekana 'eşit erişim' bahanesiyle toplu halde girmelerine ve ibadet etmelerine zemin hazırlamayı hedefliyor. İşgal yönetiminin niyetinin bununla sınırlı olmadığı, cami imamlarının ve üst düzey vakıf yetkililerinin atanması gibi kritik kararların İsrail'in kontrolüne geçirilmesi, hatta cuma hutbelerinin içeriğinin onaylanması ve sansürlenmesi gibi süreçlere doğrudan müdahil olunması planlanıyor.
EL HALİL MODELİNİ AKSAYA TAŞIMA TEHLİKESİ
ABD'li yetkililer tarafından hazırlanan taslak metin, kutsal mekanın üç din tarafından ortaklaşa kullanılacak bir turizm alanına dönüştürülmesi gibi endişe verici bir projeyi de barındırıyor. Filistinli ve Ürdünlü yetkililer, bu adımın 1994 yılında İbrahim Camii'nde yaşanan ve mekanın zorla bölünmesiyle sonuçlanan kanlı katliamın bir benzerine yol açabileceği konusunda uyarıyor. Uluslararası meşruiyet sağlamak adına Mescid-i Aksa yönetiminin Bahreyn, Mısır, Fas ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi Arap ülkelerine dönüşümlü olarak devredilmesi teklifinin de gündeme getirildiği belirtiliyor. Ancak bu ülkelerin, Arap ve İslam dünyasında büyük tepkilere yol açacak böyle bir tasarıyı açıkça desteklemekten çekindiği gelen bilgiler arasında.
ÜRDÜN VE SUUDİ ARABİSTAN'DAN NET RET
Mescid-i Aksa üzerindeki vesayetini hem meşruiyetinin temeli hem de bölge barışının anahtarı olarak gören Ürdün yönetimi, plana kesin bir dille karşı çıkarak 1994 tarihli barış anlaşmasına vurgu yaptı. Amman yönetimi, kutsal mekanların Arap, İslam ve Hristiyan kimliğini korumak adına uluslararası platformlarda diplomatik çabalarını sürdürürken, Ürdün ile derin tarihi bağları bulunan Suudi Arabistan'ın da plana şiddetle karşı çıktığı kaydedildi. Körfez kaynakları, Riyad yönetiminin bu tür bir adımın tüm Ortadoğu'yu ateşe atacağının farkında olduğunu ve Ürdün'ün vesayetini 'bölgesel istikrarın bir direği' olarak gördüğünü belirtti. Haberin yayınlanmasının ardından ABD cephesinden Ürdün'ün vesayetini kaldırmaya yönelik iddialara yalanlama gelse de; İsrail'in Mescid-i Aksa çevresindeki İslami vakıf mallarına yönelik ihlalleri, görevlilere uygulanan kısıtlamalar ve artan fanatik Yahudi baskınları, Kudüs'ün İslami kimliğini silmeye yönelik eylemlerin sahadaki somut kanıtları olarak öne çıkıyor.

