Dışişleri Bakanlığı tarafından yayımlanan yıllık raporda, Kudüs ve işgal altındaki Batı Şeria'da bulunan İslami ve Hristiyan kutsal mekanlara yönelik ihlallerde endişe verici bir artış yaşandığı ortaya kondu. Rapora göre, 2025 yılı boyunca Mescid-i Aksa'ya yapılan baskınlar sırasında açıkça Talmudik ritüeller gerçekleştirildi. Bu ritüeller arasında secde, şofar (boru) üfleme, özel ibadet kıyafetleriyle toplu dualar ve belirli zaman-mekanlarda gerçekleştirilen ibadetler yer alırken, bu durum fiili bir zaman-mekan bölünmesi dayatması olarak değerlendirildi.
AKSA MUHAFIZLARINA SİSTEMATİK ENGELLEME
Bakanlık yetkilileri, bu provokatif baskınların İsrail polisi tarafından gözetim ve koruma altında yapıldığını vurgularken, Kudüs İslami Vakıflar İdaresi'ne bağlı Aksa muhafızlarının görevlerini yerine getirmesinin sistematik olarak engellendiğini belirtti. Özellikle Yahudi bayramları ve ramazan ayı gibi hassas dönemlerde bu tür baskınların yoğunlaştığına dikkat çekildi. Raporda ayrıca, İsrail Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir'in milletvekilleriyle birlikte Mescid-i Aksa'ya düzenlediği ve 'Kudüs Günü' olarak adlandırdığı baskın sırasında içeride 'kahinlerin bereketi' ritüelini icra etmesinin, resmi düzeyde tehlikeli bir emsal teşkil ettiği ifade edildi.
HAREM-İ İBRAHİM CAMİİ'NDE KUTSİYET İHLALİ VE EZAN ENGELİ
Raporda, Harem-i İbrahim Camii'nin kutsiyetinin günlük uygulamalarla ihlal edildiği ve 2025 yılında ezanın bu camide tam 769 kez engellendiği bildirildi. Müslümanların camiye girişinin kısıtlandığı ve caminin çeşitli tarihlerde kapatıldığı belirtildi. Camiye İsrail bayrakları asıldığı, şamdanlar yerleştirildiği ve gasbedilen bölümünde gürültülü etkinlikler ile Talmudik dualar yapıldığı aktarıldı. Bakanlık, İsrail makamlarının yıl boyunca İslami bayramlarda camiyi Vakıflar İdaresine teslim etmeyi reddettiğini, kapılara kilit takıldığını ve 15 Eylül 2025'te avluya ilişkin 'istimlak' kararı alındığını hatırlattı. İran-İsrail gerilimi ve Yahudi bayramları gerekçe gösterilerek caminin toplam 23 gün kapalı tutulduğu, doğu kapısının ise yılbaşından bu yana açılmadığı bilgisine yer verildi. El Halil'de yaklaşık 400 yerleşimciyi koruyan 1500 askerin konuşlu olduğu raporda, 1994'teki katliamın ardından caminin yüzde 63'ünün Yahudilere, yüzde 37'sinin Müslümanlara tahsis edildiği ve ezan odasının gasbedilen bölümde kaldığı anımsatıldı. Ayrıca Batı Şeria ve Kudüs'te 45 caminin kısmen tahrip edildiği ya da baskına uğradığı, Hristiyanlara yönelik de Kutsal Kabir Kilisesi'nde kısıtlamalar getirildiği belirtildi.

