İşgal altındaki Kudüs’te, İsrail yönetimi bu yılın şubat ayı boyunca Mescid-i Aksa çevresini hedef aldı. Ramazan ayının başlamasıyla birlikte Filistinlilere yönelik kısıtlamalar artırılırken, yerleşimcilerin cami avlusundaki varlıkları genişletildi.
YERLEŞİMCİLERİN BASKINLARI
Kudüs Valiliği, sadece bir ay içinde 4 bin 976 yerleşimcinin Mescid-i Aksa’ya baskın düzenlediğini ve 8 bin 637 kişinin “turist” adı altında cami yerleşkesine sokulduğunu açıkladı. İftar yemeklerinin Aksa’ya sokulması yasaklandı, teravih öncesinde kontrol noktaları kuruldu ve bazı günlerde ibadet tamamen engellendi. 28 Şubat’ta ise İsrail-İran gerilimi bahane edilerek Mescid-i Aksa boşaltıldı ve kapıları kapatıldı. Bu uygulama, Kudüs Valiliği tarafından 1967’den bu yana geçerli olan statükonun fiilen askıya alınması olarak değerlendirildi.
KITLESSEL GÖZALTILAR VE YASAKLAR
Aynı dönemde yerleşimci gruplar, cami avlusunda İsrail polisinin koruması altında açıkça Talmudik ritüeller gerçekleştirdi. Kudüs’te şubat ayında 114 Filistinli gözaltına alındı. Gözaltına alınanlar arasında kadınlar, çocuklar, gazeteciler ve aktivistler de yer aldı. Gözaltıların çoğu, gece baskınlarıyla şiddet kullanılarak gerçekleştirildi. Mescid-i Aksa çevresinde ibadet edenler ve vakıf çalışanları hedef alındı. Gözaltılarla eş zamanlı olarak Aksa’ya giriş yasakları da yaygın hale geldi. 1 ay içinde 400’den fazla Kudüslü hakkında Mescid-i Aksa ve Eski Şehir’e giriş yasağı verildi. Gazeteciler, imamlar ve toplumsal figürler bu yasakların başlıca hedefleri arasında yer aldı. Kudüs Valiliği’nin yayımladığı raporda, Aksa’daki baskının yanı sıra bölgedeki işgalci saldırılar, yıkım, tahliyeler ve mülksüzleştirme hedefleri de detaylı bir şekilde ele alındı. Yaşananların münferit güvenlik uygulamaları olmadığına dikkat çekilen raporda, Kudüs’teki gelişmelerin Filistinlilerin şehirden uzaklaştırılmasını ve kentin dini ile demografik kimliğinin değiştirilmesini hedefleyen resmi ve sistematik bir politika olduğu ifade edildi.

