İsrail'de, özellikle Gazze'deki savaşın başlamasının ardından ülkeden ayrılanların sayısında dramatik bir artış yaşandığı ortaya çıktı. Knesset bünyesindeki Araştırma ve Bilim Merkezi'nin raporuna göre, 2023 öncesinde yıllık ortalama 40 bin olan İsrail'den ayrılan kişi sayısı, 2023'te 65 bine, 2024 sonunda ise 89 bine fırladı. 2025'te de 69 bin kişinin ülkeyi terk etmesi bekleniyor. Bu durum, İsrail'in nüfus yapısı üzerinde ciddi bir etki yaratıyor.
GÖÇ EDENLERİN PROFİLİ DEĞİŞTİ
Rapor, 2009-2021 döneminde İsrail'e gelen kişi sayısının 445 bin, ayrılanların ise yaklaşık 400 bin olduğunu gösteriyor. Ancak son üç yılda tablo tamamen değişti; 250 binden fazla kişi İsrail'den göç ederken, ülkeye gelenlerin sayısı 20 bin civarında kaldı. Bu süreçte net nüfus kaybı 140 bin olarak kaydedildi. İsrail nüfusunun yaklaşık 12 milyon olduğu düşünülürse, üç yıldaki yüzde 1.1'lik nüfus kaybı dikkat çekici. Eskiden daha çok ekonomik nedenlerle veya yurtdışındaki fırsatları değerlendirmek isteyenlerin tercih ettiği bir göçken, artık doktorlar, mühendisler, programcılar, bilim insanları ve yüksek eğitimli gençler kitlesel olarak ülkeyi terk ediyor. Uzmanlar bu durumu "sıradan göç" yerine "siyasi sürgün" olarak tanımlıyor.
SİYASİ KARGAŞA VE GÜVENSİZLİK BAŞLICA NEDENLER
Bu kitlesel göçün ardında yatan temel nedenler arasında uzun süren savaşlar, derin siyasi kutuplaşma, tartışmalı yargı reformları ve geleceğe duyulan güvensizlik öne çıkıyor. Raporda, İsrail'in "kurucu sözleşmesi"nin bu faktörler nedeniyle bozulduğu belirtiliyor. Göç edenlerin en sık dile getirdiği iki ana sebep ise devam eden savaşlar ve Binyamin Netanyahu hükümetinin 2023'te çıkardığı, güvenlik güçlerinin üzerindeki yargı denetimini kaldıran "Akla uygunluk yasası". Bu yasa, İsrail'de geniş çaplı protestolara yol açmış, ancak Gazze'deki savaş ve bölgesel gerilimler nedeniyle gündemden düşmüştü.

