İsrail güvenlik kabinesinin işgal altındaki Batı Şeria'da aldığı son kararlar, Filistinliler ve uluslararası hukuk çevreleri tarafından bölgenin fiili ilhakına giden en tehlikeli eşik olarak değerlendiriliyor. Gazze Şeridi'ndeki saldırılarını sürdüren Tel Aviv yönetimi, Batı Şeria'da da statükoyu kökten değiştirecek adımlarını hızlandırdı.
Filistin yönetiminin yetkileri kısıtlanıyor
İsrail basınında yer alan haberlere göre, aşırı sağcı Maliye Bakanı Bezalel Smotrich ve Savunma Bakanı Yisrael Katz öncülüğünde güvenlik kabinesinde onaylanan düzenlemeler, Filistin yönetiminin kontrolündeki bölgelerde dahi İsrail'in "denetim ve kontrol faaliyetlerini" sınırsız genişletmeyi amaçlıyor. Smotrich, bu adımların "Filistin Devleti fikrini ortadan kaldırmayı" hedeflediğini açıkça dile getirdi. Filistinliler için bu kararlar, 1967'den bu yana alınan en kritik ve en tehlikeli adım olarak görülüyor. Bölge halkı, bunun ilhaktan önceki son aşama olduğu görüşünde birleşiyor.
SUDAN BAHANELERLE MÜDAHALE VE YAHUDİLEŞTİRME
Alınan kararlar, İsrail'in Batı Şeria'da Filistin halkının mülkiyetindeki topraklara "su ihlalleri, çevre kirliliği ve arkeolojik alanlara zarar" gibi gerekçelerle daha kolay müdahale etmesinin önünü açıyor. Bu gerekçelerin uzun süredir Filistinlilere ait yapıların yıkımında kullanıldığına dikkat çekiliyor. En dikkat çekici adımlardan biri, El Halil'de ruhsat ve imar yetkilerinin Filistin belediyesinden alınarak İsrail ordusuna bağlı "Sivil İdare"ye devredilmesi oldu. Bu düzenleme ile Filistin topraklarını gasbeden İsrailli yerleşimcilerin arazi satın almasının önündeki hukuki engeller büyük ölçüde kaldırılıyor. Bir diğer kritik karar ise Beytüllahim'de de sorumluluğun Filistinlilerden alınarak yeni bir İsrail idari birimine devredilmesi oldu. Ayrıca El Halil'deki yasa dışı Yahudi yerleşimleri için bağımsız bir belediye kurulmasına da onay verildi.
OSLO ANLAŞMALARI FİİLEN ORTADAN KALKIYOR
Mevcut Oslo Anlaşmaları'na göre Filistinliler yalnızca A ve B bölgelerinde inşaat yapabiliyor. C Bölgesi'nde inşa edilen Filistin yapıları ise düzenli olarak İsrail tarafından yıkılıyor. Ancak yeni kararla birlikte İsrail makamlarına A ve B bölgelerinde de ev yıkma yetkisi tanınması, Filistinlilerin elindeki son alanları da risk altına sokuyor. Oslo Anlaşmalarına göre A bölgesi tamamen Filistin Yönetimi yetkisi altında bulunması gerekirken, B bölgesi ise Filistin-İsrail ortak kontrolünde bulunması planlanıyordu. Son alınan karar ile bu sistem fiili olarak ortadan kaldırılıyor. İnsan hakları savunucularına göre bu düzenleme, İsrailli yerleşimcilerin Ramallah gibi Filistin şehir merkezlerinde dahi mülk edinmesinin önünü açıyor.

