İran Meclis ve Müzakere Heyeti Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, ABD'nin uyguladığı petrol yaptırımlarının kaldırılmasıyla birlikte ülkesinin petrol satışlarında önemli bir artış yaşandığını ve fiyatların yüzde 20 yükseldiğini iddia etti. Kalibaf, katıldığı bir televizyon programında yaptığı açıklamalarda, yaptırımlar öncesi döneme kıyasla petrolü daha pahalıya sattıklarını belirterek, "Denizde ablukayı kaldırdığımız günden bugüne kadar 40 milyon varilin üzerinde petrol ihraç ettik. Bu, 10-12 günden kısa bir sürede gerçekleşti. Oysa yaklaşık elli küsür gün boyunca hiç petrol ihraç etmemiştik." dedi.
Yaptırımlar ve Finansal Varlıklar Üzerine Değerlendirmeler
Kalibaf, İran'ın yurt dışındaki toplam 24 milyar dolarlık varlığının bulunduğunu ve bu miktarın 12 milyar dolarının, ülkenin ihtiyaç duyduğu malların satın alınması amacıyla Merkez Bankası'nın kullanımına bırakılacağını da sözlerine ekledi. Bu durum, İran'ın ekonomik manevra kabiliyetinin bir nebze olsun arttığına işaret ediyor. Öte yandan, Hürmüz Boğazı'ndaki ABD ile yaşanan gerginliklere de değinen Kalibaf, boğazın egemenliğinin İran ve Umman'a ait olduğunu vurgulayarak, geçiş tertibatının İran'ın belirlediği düzenlemelere göre işlediğini belirtti. İran'ın bu konudaki kararlılığını dile getiren Kalibaf, "Hürmüz Boğazı'ndaki haklarından geri adım atmaz. Burası bizim karasularımızdır." ifadelerini kullandı.
Müzakereler ve Nükleer Konular
ABD ile herhangi bir müzakere yürütmediklerini ve belirli şartlar karşılanmadığı takdirde müzakerelere başlamayacaklarını belirten Kalibaf, "Mutabakatın 5 maddesinin uygulanması amacıyla İsviçre’ye gittik. Bu şartlar uygulanmaz ise müzakerelere başlamayacağız." dedi. "İslamabad Mutabakatı ABD yenilgisinin belgesidir." diyen Kalibaf, mutabakat sonrası yaşanan gelişmeler ve Lübnan'a yönelik saldırılar üzerine ateşkesin ele alındığını ve saldırıların azaldığını söyledi. Kalibaf, nükleer konulara da değinerek, İran'ın Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Antlaşması'na (NPT) bağlı olduğunu ve Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) ile işbirliği yaptıklarını ancak uranyum zenginleştirme hakkının kendilerinde olduğunu ifade etti. Füze gücünün müzakerelere konu olmaması nedeniyle de gurur duyduklarını ekledi.

