İran Dışişleri Bakanı Pekin'de: Trump-Şi zirvesi öncesi Çin'in rolü mercek altında

İran Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif'in Pekin'e gerçekleştirdiği kritik ziyaret, yaklaşan ABD Başkanı Donald Trump ile Çin Devlet Başkanı Şi Cinping zirvesi öncesinde uluslararası diplomasi kulislerinde büyük yankı buldu. Ziyaretin zamanlaması, Ortadoğu'daki tansiyonun yüksek olduğu ve küresel güç dengelerinin hassaslaştığı bir döneme denk gelirken, gözler Çin'in bu karmaşık denklemdeki rolüne çevrildi.

ABD'den Çin'e Çifte Çağrı: Nüfuz ve Yaptırım Mesajları

Zarif'in Pekin'e hareketinden hemen önce ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Çin'in Tahran üzerindeki etkisini kullanarak Hürmüz Boğazı'ndaki gerilimin düşürülmesinde öncülük etmesi gerektiğini belirtti. Bu çağrı, ABD'nin Pekin'den bölgesel istikrar konusunda daha aktif bir rol üstlenmesini beklediğini gösteriyor. Ancak, iki süper güç arasındaki ekonomik ve diplomatik gerilimler de göz ardı edilmemeli. Washington'ın bazı Çinli şirketlere uyguladığı yaptırımlar ve Pekin'in buna karşılık yerel firmalara yaptırımlara uymama talimatı, tansiyonu daha da yükseltmiş durumda.

Arakçi ve Vang Yi Görüşmesinde Ateşkes ve İşbirliği Vurgusu

Pekin'deki temasları kapsamında mevkidaşı Vang Yi ile bir araya gelen Zarif, ikili ilişkilerin yanı sıra bölgesel ve küresel meseleleri değerlendirdi. İran'ın, ABD ve İsrail'in politikalarına karşı duruşu nedeniyle Çin'i 'yakın dost' olarak tanımladığını belirten Zarif, mevcut koşullarda işbirliğinin daha da güçleneceği mesajını verdi. Çatışmaların sona ermesi için yürütülen arabuluculuk çabalarına değinen Zarif, "Biz sadece adil ve kapsamlı bir anlaşmayı kabul ediyoruz. Bize karşı başlatılan savaş, açık bir saldırganlık eylemi ve uluslararası hukukun net bir ihlalidir." dedi. Vang Yi ise ABD ve İsrail'in İran'a yönelik tutumunu gayrimeşru olarak niteleyerek tam ve kalıcı bir ateşkes çağrısında bulundu ve bölgenin kritik bir dönüm noktasında olduğunu vurguladı.

Hürmüz Boğazı ve Çin'in Arabuluculuk Potansiyeli

Görüşmelerde öne çıkan bir diğer başlık ise küresel ticaretin can damarı olan Hürmüz Boğazı'nın yeniden deniz trafiğine açılmasıydı. Çin'in, İran limanlarına yönelik deniz ablukasını eleştirirken, boğazın sürekli kapalı tutulmasına karşı giderek daha eleştirel bir tutum sergilediği belirtiliyor. Tahran'ın, boğazın kapatılması nedeniyle doğabilecek ek yaptırımları Birleşmiş Milletler nezdinde engellemek için Çin'in desteğine ihtiyaç duyduğu da konuşulanlar arasında. Yaklaşan Şi-Trump zirvesi öncesinde Çin'in olası bir krizin önüne geçmek adına İran'dan gerilimi tırmandıracak hamlelerden kaçınacağına dair güvence talep ettiği iddia ediliyor. Zhejiang Uluslararası Araştırmalar Üniversitesi'nden Ma Xiaolin, İran'ın içinde bulunduğu sıkışmışlığı aşmak için Pekin'den aktif bir rol beklediğini ve Çin'in hem İran hem de Amerika ile iyi ilişkilere sahip etkili bir süper güç olarak arabuluculuk potansiyelinin yüksek olduğunu belirtti. Bu diplomatik temaslar, ABD Başkanı Trump'ın Hürmüz Boğazı'ndaki ticari gemilerin geçişine yardım etmeyi hedefleyen "Özgürlük Projesi"ni kısa süreliğine askıya aldığını duyurduğu bir döneme denk gelmesiyle daha da önem kazandı.

Sitemizin daha işlevsel hale getirilmesi için yasal mevzuata uygun çerezler kullanılır. Fikrini Söyle’yi kullanarak bu çerezleri kabul etmiş olursunuz. Çerez kullanımına ilişkin detaylı bilgilere çerez politikamız'dan ulaşabilirsiniz.