Birleşmiş Milletler (BM) bünyesindeki kuruluşların ortaklaşa hazırladığı ve Entegre Gıda Güvenliği Aşama Sınıflandırması (IPC) analizlerini içeren son rapor, Gazze'deki insani felaketin boyutlarını gözler önüne serdi. Rapora göre, insani yardımların bölgeye ulaşımında son dönemde bir miktar iyileşme kaydedilse de, bu durumun Gazze halkının kaderini değiştirmesi beklenmiyor. Aralık ayına kadar yaklaşık 1,4 milyon insanın 'yüksek düzeyde akut gıda güvensizliği' tehdidi altında yaşayacağı tahmin ediliyor. Bu rakam, Nisan ortası ile Haziran ayları arasında 1,2 milyon kişi olarak açıklanmıştı.
AÇLIK SINIRINDA YAŞAM MÜCADELESİ
IPC aşamalarına göre 'kriz' olarak tanımlanan 3. seviye veya daha kötü koşullarla yüzleşecek insan sayısının Gazze nüfusunun yüzde 67'sine ulaşması bekleniyor. Bu durum, tam 212 bin kişinin 'acil durum' anlamına gelen 4. seviyede mahsur kalacağı anlamına geliyor. Ekim 2025'te bir ateşkesin ardından insani yardımlarda yaşanan artış, Mayıs ayında yaklaşık 1,49 milyon kişiye gıda yardımının ulaşmasını sağladı. Bu yardımın gıda güvenliği ve besin alımına olumlu katkısı olsa da, öğünlerin yetersiz kaldığı, geçim kaynaklarının tamamen çöktüğü ve ailelerin yüzde 83'ünün gelir kaynağı bulamadığı belirtiliyor. Gazze'deki ailelerin büyük çoğunluğu, hayatta kalabilmek için dış yardımlara bel bağlamış durumda.
UMUTLAR KİRILGAN, TEHLİKE BÜYÜK
Raporda, son dönemde görülen iyileşmelerin 'son derece kırılgan' olduğu vurgulanıyor. Şubat ayından bu yana fonlardaki kısıtlamalar ve insani yardım çalışmalarındaki belirsizlikler nedeniyle yardımların azaldığına dikkat çekiliyor. İnsani yardımın kesilmesi durumunda, Gazze nüfusunun yüzde 90'ına tekabül eden yaklaşık 1,9 milyon kişinin Aralık ayına kadar yüksek düzeyde akut gıda güvensizliğiyle karşı karşıya kalacağı uyarısı yapılıyor. Ayrıca, beş yaş altı 74.200 çocuğun Nisan 2027'ye kadar akut besin yetersizliği tedavisine ihtiyaç duyabileceği, bunların 11.432'sinin ciddi vakalar olabileceği belirtiliyor. 24.600 hamile ve emziren kadının da acil besin desteğine muhtaç olduğu vurgulanan raporda, sürdürülebilir insani yardıma erişim, genişletilmiş beslenme programları ve en önemlisi saldırıların kalıcı olarak sona ermesi çağrısı yapılıyor ki, mevcut olumsuz gelişmeler tersine dönebilsin.

