Lübnan Sağlık Bakanlığı'nın güncellediği verilere göre, İsrail'in 2 Mart'tan bu yana devam eden saldırılarında hayatını kaybedenlerin sayısı 2 bin 988'e, yaralananların sayısı ise 9 bin 210'a ulaştı. Bu trajik bilançoda, 116 sağlık çalışanının yaşamını yitirdiği ve 263 sağlık personelinin de yaralandığı bildirildi. Dünkü açıklamalarda 2 bin 969 olan can kaybı sayısındaki bu artış, çatışmaların şiddetlendiğini gözler önüne seriyor.
ATEŞKESİ İHLAL EDEN SALDIRILAR DEVAM EDİYOR
17 Nisan'da yürürlüğe giren ve 15 Mayıs'ta 45 gün daha uzatılan ateşkese rağmen İsrail güçleri Lübnan'a yönelik saldırılarını durdurmuş değil. 2 Mart'ta başlayan yoğun hava saldırılarıyla ülkenin güneyinde birçok bölge işgal edilmişti. Lübnan hükümetinin verilerine göre, bu saldırılar sonucunda 1 milyondan fazla kişi yerinden edildi. ABD arabuluculuğunda yürütülen görüşmelerle geçici ateşkesler sağlansa da, sahadaki gerçeklik bu anlaşmaların kağıt üzerinde kaldığını gösteriyor. İsrail ordusu saldırılarını sürdürürken, Hizbullah da ateşkes ihlalleri gerekçesiyle İsrail birliklerine karşılık veriyor. Bu durum, bölgedeki istikrarsızlığın derinleşmesine neden oluyor.
ULUSLARARASI TOPLUMUN TEPKİSİ VE SON GELİŞMELER
Bu kanlı tablo karşısında uluslararası toplumun tepkisi ise çeşitli platformlarda dile getiriliyor. Öte yandan, Filistin topraklarındaki gelişmeler de dikkat çekiyor; İsraillilerin Batı Şeria'da çiftçilere ait araçları kundaklaması ve İtalya'da Filistin'e destek yürüyüşlerinin düzenlenmesi, bölgedeki gerilimin farklı boyutlarını ortaya koyuyor. Avrupa Birliği Yüksek Temsilcisi Kallas'ın, ABD, Çin ve Rusya'nın "AB'yi dağıtmak" istediğine dair açıklamaları da küresel diplomasideki karmaşık denklemleri yansıtıyor. Ancak tüm bu gelişmelerin ortasında Lübnan'daki sivillerin yaşadığı insani dram, uluslararası medyanın yeterince dikkatini çekmiyor gibi görünüyor.

